Jun 13, 2012
iç sesim lynn anderson olmuş.
Oturma odasında kan görmekten herkes korkar.
"Acı çeken birini görmeye dayanamıyorum," derler "onun için, git dışarda öl!"
"Acı çeken birini görmeye dayanamıyorum," derler "onun için, git dışarda öl!"
Jun 8, 2012
in a relationship with kolaya kaçmak.
Bir aralar küfretme mekanizmamın defolu olduğuna dair bir şeyler karalamıştım ya buraya... Hah işte! Şimdi de diyorum ki:
KAFAMA SIÇAYIM!
Zira kendisi, insanlara yaşattığım bütün kötü anları neresine sokuyor bilmiyorum ama bir şekilde yok oluyorlar. Sanırım beynim, mükemmel olduğumu düşünmemi istiyor. SANIRIM MÜKEMMEL OLDUĞUMU DÜŞÜNMEK İSTİYORUM. Belki, en başından dünya bu kadar etrafımda dönmeseydi şimdi daha kolay olabilirdi ama sanırım hata yapmaktan korkuyorum ve korktuğun başına gelirmiş misali hata üstüne hata yapıyorum. Sonra da hepsini hafızamın en dibine yolluyorum.
KAFAMA SIÇAYIM!
Zira kendisi, insanlara yaşattığım bütün kötü anları neresine sokuyor bilmiyorum ama bir şekilde yok oluyorlar. Sanırım beynim, mükemmel olduğumu düşünmemi istiyor. SANIRIM MÜKEMMEL OLDUĞUMU DÜŞÜNMEK İSTİYORUM. Belki, en başından dünya bu kadar etrafımda dönmeseydi şimdi daha kolay olabilirdi ama sanırım hata yapmaktan korkuyorum ve korktuğun başına gelirmiş misali hata üstüne hata yapıyorum. Sonra da hepsini hafızamın en dibine yolluyorum.
Jun 6, 2012
çok mütevaziyim.
Benim için küçük, mimarlık için büyük adımı atmama sayılı günler kala liseyi neden bu kadar özlüyorum acaba?!
Jun 4, 2012
May 29, 2012
May 28, 2012
pringles yerken başlık konusunda yaratıcı olamadığım da bir gerçek.
Az önce eve gelirken, benden korkup birkaç metre uzağa sıçrayan kediye "Şşş korkmaaa. Bir şey yapmayacağım." dediğimde anladım ki kedilerle konuşma alışkanlığım var. Bir dönem "Belki doğru şekilde miyavlayabilirsem beni anlarlar." şeklinde düşüncelerim ve kedilerle konuşma çabalarım olmuştu gerçi ama aştığımı sanıyordum.
Hiç hoş olmadı bu.
Hiç hoş olmadı bu.
![]() |
| Bir de şu sıralar böyle bir dövme düşlüyorum. Yaptıracak g.t yok ama pek tabii. |
May 26, 2012
fortune soul
"But it heals, it just heals because life does not stop going on."
Bazen kendini komedi filmi sanan bir dram filminin içinde yaşıyormuşum gibi geliyor. Etrafımdaki zaman sürekli akıp gidiyor ama içimde hiçbir şey kıpırdamıyor sanki. Belki de bu yüzden zaman, içimdeki hiçbir şeyi iyileştirmiyor. Ve belki de bu yüzden şu yukarıdaki cümlenin ardından koca bir kahkaha efekti gelecekmiş gibi hissediyorum.
Ve dahası her şeyi kolayca elde etmeye o kadar alışmışım ki bazen bir şeyler için çaba göstermeye başlamak bile haftalarımı alabiliyor...
Ve dahası her şeyi kolayca elde etmeye o kadar alışmışım ki bazen bir şeyler için çaba göstermeye başlamak bile haftalarımı alabiliyor...
"Hiç katılmıyorum. Not at all! Hakkımda söylenenlere katılmıyorum. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim size. Tuna beni gözünde büyütüyor. Yalnız o mu? Çocukluğumdan beri çevremdeki insanların büyük bir bölümü bunu bana hep yapıyorlar. Belki de sorun bendedir? Ben, belki de insanlara "mükemmel bir imge" vermek yanlışıyla doğmuşumdur. İnsanlar beni çok güçlü, çok akıllı, zeki ve başarılı bulur daima. Böyle damgalanmış birinin yanlış yapmak ve/ya zayıf olmak hakkını da elinden aldıklarını asla düşünmezler ama... En sevdiklerim bile bir hata yaptığımda şaşırır, zayıflıklarımla tanışınca bunalır, telaşa kapılırlar. Tüm bildiklerim arasında benimle başa çıkabilen yalnızca iki kişi olmuştur.Albenili ve hoş bir kız olduğum söylenir durur hep. Hâlâ neremin albenili olduğunu da anlamış değilim. Ne annemin baş döndürücü zerafeti, ne Meriç'in kalemle çizilmiş güzelliği, ne Bürkan'ın seksi kadınlığı... Bende hiçbiri yok. Erkeklerin beni çekici bulmalarının nedeni bir bilinmezlik benim için. Şimdi tutup da dış görünüşümü beğenmediğimi söylesem kimse inanmaz bana.Söylemiyorum."
May 24, 2012
Nasıl ya?!
"You are not currently following any blogs."
Bunun bi' şaka olduğunu söylesen çok iyi olur Blogspot.
May 22, 2012
May 20, 2012
meraba, dışarıda deli gibi çok güzel gibi yağmur yağıyor.
Pazar sabahına en çok yakışan şey kesinlikle yağmur ve bu Pazar sabahı ben, kendimi dışarı atmamak için zor tutuyorum.
Yağmurla birlikte üzerimdeki bütün üşengeçliğin, mazgallardan akıp gitmesi dileklerimle...
Yağmurla birlikte üzerimdeki bütün üşengeçliğin, mazgallardan akıp gitmesi dileklerimle...
Aşık olunası albüm kapakları listemde zirveyi zorlamakta Act II şu sıralar.
Ve bu paylaştığım da kesinlikle albümdeki en en EN mükemmel şarkı, dinlemeden geçmeyin.
Edit: An itibariyle karşıdaki dağ, sisten görünmez oldu. Orada dağ olmasaymış daha güzel olabilirmiş aslında.
May 15, 2012
mutluluktan ölüyorum resmen
Laptobun kıytırık kablosuna yok yere 110 TL bayılarak mutluluktan(!) dört köşe olduğum şu dönemde Beirut'un indirimli konser biletlerini kaçırmam da harika oldu cidden.
May 12, 2012
Başlık (yüzyılın klişesini de yaptım, rahatım)
Şu sıralar yazmaya üşeniyorum. Zira laptobumun bilmemneyi bilmemn'olmuş, o düzelene kadar -ki birkaç gün içinde hallolacak gibi- kendimi dinleme moduna aldım.
Mesela,
Apr 30, 2012
birilerine sürprizli bir şeyler.
yakında çok güzel bir şeyler olacak ama daha zaman var. hınfff... tam olarak 5 gün kadar zaman hem de. ama ben,
Sabredemiyoruuum!
Sabredemiyoruuum!
Apr 28, 2012
Amy says she's all alone.
I can feel you all around me, thickening the air i'm breathening. Nostaljinin doruklarındayım.
Apr 27, 2012
bak mesela morrissey gibi adamlar dünyaya nadiren geldiği için dünya şanssız sayılabilir ama bundan morrissey'e ne? ve ayrıca; allam bu ne biçim başlık?
Hayatını evi ve işi arasında gidip gelerek harcayan biri olduğumu düşündüm az önce. Dünyada en korktuğum şeyin kör olmak olduğunu sanırdım ama şu an bu düşüncenin yarattığı korku -daha doğrusu öyle birine dönüşebileceğimin korkusu- içime çöreklendi resmen. Gerçi mükemmel bir hayat yaşamış olmakla bu tarz bir hayat yaşamış olmak arasında nasıl bir fark var, onu da tam kestiremiyorum. Bu dünyada adının, ölümünden sonra bile bir dolu övgü sözcüğüyle birlikte anılacak olmasının ölmüş birine ne gibi bir getirisi olabilir ki? Çocukları için onur duyulacak, örnek alınacak biri mi olur? Ya da şöyle sorayım, çocukları için örnek alınacak biri olsa n'olur? Hatta gelecek nesiller için çok önemli biri olsa n'olur? Sadece yaşıyoruz işte. Ne şekilde olduğunun önemi bile yok aslında. İşin aslı, bazen her şey olduğundan bile anlamsız geliyor.
Bir de yazın Bulgaristan'da olacağım için kaçıracağım Morrissey konserine istinaden sanırım; sürekli ama sürekli Morrissey dinliyorum şu ara. Hatta hayata geliş amacım Morrissey şarkılarına eşlik etmekmiş gibi hissediyorum.
Apr 23, 2012
Boyle Mariotte (bkz. Serbest Çağrışım)
Kaç gündür rüyamda, eski binalarda veya çağlarda yaşadığımı falan görüyorum. Ve uyandığımda da resmen rüyanın bittiğine ağlayacak kıvamda buluyorum kendimi. 21.yy beni baydı sanırım.
Apr 13, 2012
Sons of Anarchy: Bağımlılığın alâsı.
Hemen hemen her diziye en azından bir göz atmışlığım vardır ama Doctor Who ve Prison Break hariç hiçbiri bende takıntı boyutuna ulaşmamıştı(-ki onları da bu raddeye gelmesinde, veletlikten beri izliyor/izlemiş olmamın etkisi büyük). Müjde! Grubu üçledik. Zira şu sıralar SoA bağımlılığı tarafından esir alınmış durumdayım. Sürükleyiciliğinin yanında, benim için diziyi çekici kılan en en en ve en büyük etmen, dizide envai çeşidini görebileceğiniz Harley Davidson'lar, Chopper'lar, Night Train'ler ve dahası... İçimdeki motor aşkını tekrar tekrar gün yüzüne çıkarıyorlar resmen. Motor ehliyeti alma işini, bir olay yüzünden askıya almak zorunda kalmıştım ama şu günlerde tekrar düşünür oldum. Neyse.
Dizide sevdiğim ikinci şeyse, müzikler.
Ve enteresan ama müzikleri öyle sahnelere yerleştiriyorlar ki tabiri caizse "cuk oturuyor". Belki de bu yüzden, şarkıları beğenmeme ihtimaliniz en aza indirgenmiş oluyor.
Yazıya böyle girince, dizinin konusunu az çok anlamışsınızdır gerçi ama SoA, kısaca Charming'deki yasa dışı işler yaparken bir yandan da bölgedeki diğer gruplara karşı ayakta kalmak zorunda olan bir motosiklet kulübünün başından geçenleri ele alıyor. Dizinin ünlü motor kulübü Hell's Angels'den esinlenerek oluşturulduğunu okumuştum ama doğruluğu konusunda çok emin değilim açıkçası. Yine de Hell's Angels'in kurucularından biri olan Sonny Barger'ın, dizinin bir bölümde oynadığını, SoA'nın büyük hayranı olduğunu ve dizinin onun günlük yaşamını yansıttığını söylediğini düşünürsek olası görünüyor. Ve tabii Amerika'daki motor kulüplerinin yaşamını gözler önüne serdiği de bir gerçek. Bu arada dizinin yapımcısı olan Kurt Sutter, aynı zamanda Otto karakterini canlandırıyor ve bence bu konuda oldukça da başarılı.
Ayrıca bu diziyle bir ilki de gerçekleştirmiş oldum; genelde kendime tek bir favori belirlemekte zorlanır, 2-3 favori seçerdim (bkz: açgözlülük) ama burada açık ara favorim Opie! Yalnız karakteri canlandıran Ryan Hurst, bir enteresan. Adamın sakallı ve sakalsız hallerinin birbiriyle alakası yok ve şahsen bence, bere ve sakalın aynı anda en çok yakıştığı kişi olmakta kendisi. Genelde sakal pek haz ettiğim bir şey değildir -en azından bu kadar fazlası- ama sanırım ilk defa sakallı birini çekici buluyorum.
![]() |
| Dört alakasız aynı insan. |
İygünler.
(Sonradan eklenen) not: Sons of Anarchy izleyen bir allahın kulunu dahi tanımıyor olmak, bir Sons of Anarchy bağımlısının başına gelebilecek en kötü şeymiş.
Subscribe to:
Posts (Atom)






