Jul 4, 2013

post (never published)

Bugün son derece spontane gelişen bir şeyler üzerine liseden birkaç arkadaşımla buluştum. Sandığımın aksine bu, bana o kadar da kötü gelmedi. Lakin yine de fikirsel manada daha da uzaklaştığımızı görmek üzücüydü. Artık çoğu alanda farklı düşünüyorduk çünkü ben artık bu şehre ayak uydurmak ve onun doğrularına göre yaşamak istemiyordum. Ve ben aslında bunu hiçbir zaman istememiştim. Onlar ise şimdiye kadar burasının bende uyandırdığı kaçıp gitme isteğinin farkına bile varmadan bu şehre daha da yakınlaşmışlardı.

İnsanların yaşadıkları çevreden ve bir arada bulundukları diğer insanlardan etkilenmesine artık toplumsal bir gerçek gözüyle bakılabilir sanıyorum. Peki ben neden ve nasıl bu gerçeğin dışında kalmışım? Bunca yılı bir kapsül içinde insanlardan ırak geçirmiş gibiyim. Neredeyse yirmi yıldır yaşadığım yer, bana hemen hemen hiçbir şey katmamış. Ailem başta olmak üzere, bana bir şeyler "aşılamaya" çalışmış herkesten kaçmışım. (Ya da durun, kaçmadım. Hepsini dinledim. Ama asla kabul etmedim. Belki biraz uygun bulsam, kabul edebilirdim de üstelik.) Sanırım şimdiye kadar bende süregelen bu etrafındaki-onca-kişiye-rağmen-yalnız-olma hissiyatının ana sebebi de bütün bunlardı. 

1 comment:

Anna Sapling said...

herkesin kendi doğruları ve yaşam biçimi var elbette. kim olursa olsun "aşılamaya" çalışsa da, dinlesek de kabullenemiyoruz bazen, ruhumuz kabul etmiyor gibi, içimiz istemiyor gibi :)
zaman her insanı değiştiriyor, ben de 2-3 yıl sonra lise arkadaşlarımla buluşunca ne olacak gerçekten merak ediyorum.