Apr 15, 2013
trying to be bad.
Comboma bakılırsa, yine çok değişik kafalardayım ve yine umursamıyorum -ya da öyle sanıyorum-.
Yalnız şu son videoyu her izleyişimde Kurt Sutter'a tekme tokat dalasım geliyor.
Apr 12, 2013
bir takım düşünceler.
Ben insanları çok yanlış şekilde seviyorum galiba ya. Herkes birbirini aynı şekilde seviyormuş da bir ben farklı seviyormuşum gibi söyledim ama öyle değil. Demek istediğim, çok yanlış seviyorum. Ya yanlış şekillerde, ya yanlış insanları ya da E) hepsi. Çok bağlanıyorum, çok sahipleniyorum, çok güveniyorum ve sonra bir bakıyorum, elimde hiçbir şey yok. Belli ki insanoğlu bağlanılmak, sahiplenilmek ve güvenilmek için yaratılmamış. Yalnız kalmak cidden sorun değil ama benimle ilişki kurma konusunda bir şeyler her defasında zor geliyor insanlara. Ya da bana öyle geliyor. Ama her şekilde çok can sıkıcı. Belli ki ben de sevilmek, güvenilmek ve sahiplenilmek için yaratılmamışım. E hazır yapabiliyorken dinleyeyim o zaman, BU MÜKEMMELLİĞİ.
Apr 9, 2013
Sonra güldüm.
Lisedeki edebiyat hocalarımdan biri için kolaylıkla "garip adam" diyebilirdiniz. Sürekli ders çıkarmamız gerektiğini düşündüğü anılarını anlatır; sonra tepki alamayınca dersi kendi çıkarır, önümüze sürerdi. Niye bilmiyorum, anlattıklarının çoğu hâlâ aklımda. Çok ciddiye aldığımdan ötürü de değil üstelik. Tüm pokémonların isimlerini ezberlemeye benzeyen bir akılda kalmışlık da değil ama.
Yine bir gün, aynı adam, aynı öğrenciler, aynı ben ve bir anı; bir sınıfa doluşmuşuz. Dedi ki,
"Bir zamanlar 'İleride suya para ödeyeceğiz.' dediğimde insanlar gülerdi. Şimdi de diyorum ki, ileride havaya da para ödeyeceğiz!"
Gülmüştük. Haksız olduğu için değildi ama.
Halimize gülmüştük galiba.
Az önce de aklıma şey geldi, "komedyenlik" diye bir meslek var. Gülmek için para ödüyoruz. Aslında birçok şey için para ödüyoruz; doymak için, rahat uyuyabilmek için, tatmin olmak için, eğlenmek için, ağlamak için, hissetmek için... Sonra aklıma edebiyat hocam geldi. Sonra da bütün bunlar.
Hepsi.
Mar 22, 2013
Mar 16, 2013
yanıp sönen imleç bile çok nostaljik ve ben, yanıp sönen imleci bile nasıl seviyorum.
Her şey geçici; bir tek, yeni-bi'-post-yazmaya-hazırlanıyorken-birkaç-dakika-boyunca-boş-boş-ekranda-yanıp-sönen-imlece-bakmak kalıcı. O arada ne düşünüyorum, ya da düşünüyor muyum, bilmiyorum. Tek bildiğim bunca zamandan sonra artık Blogger'ı evim gibi sahiplenmiş oluşum. Her "Tamam, bu defa kesinlikle bitti. YAZ-MA-YA-CA-ĞIM!" deyişimin ardından lafımı yutmamın başka açıklaması olamazmış gibi zira. İşin garibi, artık gerçekten yazmak istemiyorum -çünkü çok fazla reelde tanıdığım insan burayı öğrendi ve buraya bir zamanlar içinden geleni olduğu gibi yazdığımı düşünürsek bu, yüzyılın yanlışıydı-. Ama bir şekilde buradan kopamıyorum da.
Hayır, benim de içinde bulunduğum yaklaşık 6 yılın ardından Blogger da doğal olarak inanılmaz değişti. Bu değişimin ne yönde olduğuyla pek ilgilenmiyorum da, takip ettiğim insanlar bile gitmişken, burayı hâlâ bu kadar "ev gibi" hissettiren ne?
Ben galiba,
kendimi hiçbir zaman tam olarak anlayamayacağım.
Mar 14, 2013
facebook'a giriyorum ve bununla karşılaşıyorum;
Spam mesajsa bile Blogger Spam yorumları bunu örnek almalı..............
Gerçi sitede "Spam mesaj yollamıorz.s.s" diye belirtmişler,
eğer öyleyse de o "biri" iki dk ortaya çıksın plz.
Mar 13, 2013
eyle yani.
Hayatımın yine arkadaşlarımı/insanları, elimin tersiyle ittiğim bir dönemindeyim ve bu beni zerre rahatsız etmiyor. Bunun yanında okulu, bölümü sevmeye başlıyorum.
Mar 1, 2013
imagine all the uykuuu diğer insanların uyuduğuuu oooouuaaaaah!
On dokuz yıl boyunca iki günde bir 4,5 saat falan uyudum, yetti. Şimdiyse 2 günde 17 saat uyudum ve YETMİYOR. Bir proje bitmeden öbürü başlıyor. Öyle beş dakikada yazıp 15 dakikada sunacağın projelerden de değil üstelik. Dağlarda, bayırlarda elimizde kocaman paftalarla gezip veri topluyor; dizlerimize kadar çamura batmışken bir de yanımızdan geçen arabanın sıçrattığı çamurlu su gözümüze giriyor; ebesinin nikahı köyüne gidip oradakilerin kaprislerini çekiyoruz. VE TÜM BU İŞKENCE SABAH 9'DA BAŞLAYIP AKŞAM 6'YA KADAR DEVAM EDİYOR. Daha haftada 3 gün okulum olduğunu gördüğüm an, diğer 4 gün yapacağım aktivitelerin planını yapmıştım ben halbuki........ Şimdiyse uyuyacak zaman bulmakta zorlanıyorum. -Dün gece ödevimi bi' arkadaş yaptı da anca öyle uyuyabildim.- Ve hâl böyleyken küfrü bırakmaya karar verdim, çok stresliyim. Ayrıca şu an derste olmam gerekiyördu. FAK!
YALNIZ UYKU ÇOK GÜZEL Bİ' ŞEY.
UYUMAK ÇOK GÜZEL.
DEĞERİNİ BİLİN.
Feb 19, 2013
Jan 3, 2013
Buradan Crimson soyadlı insanlara sesleniyorum: Adımı Queen olarak değiştireceğim paralel bir evrende EVLENEBİLİRİZ.
Burcumun karakteristik özellikleri ve kökenim bakımından süper ultra mega çalışkan, düzenli, tertipli ve bilimum iyi şey olmam gerekirken üşengeçliği doruklarında yaşayan bi' insana nasıl evrildim, neden evrildim ve daha ne kadar evrileceğim bilemiyorum fakat buna bir son vermezsem yüzümü ekşitmek zorunda kalacağım sonuçlar doğurabilir veee bakalım bu cümleyi daha ne kadar uzatabileceğim deneyi yapıyorum şu an ki durmaya hiç niyetim yok ama her güzel şey bitermiş, aşk nedensiz sevmekmiş dedi Teo ve akabinde evlendi! Buradan sonra istesem de devam edemedim; boğazıma bi' şey oturdu, gözlerim doldu böyle. Hayır, uyduruyorum tabii ki yas tuttuğum falan yok da, ne bileyim TEOMAN EVLENEBİLİYORMUŞ onu gördük en azından. O yapıyorsa siz de yaparsınız gençler, üzülmeyin. Twitter'dan, Facebook'tan "Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız!" naraları atmanıza gerek yok. ÇÜNKÜ ŞÜPHESİZ Kİ HER CANLI BİR GÜN GERDEK GECESİNİ TADACAKTIR.
Tamam, bu kadarı yeter.
Saçmalamaya burada son verip çıkış noktam olan üşengeçliğime dönüyorum. Ya şimdi geçen haftalarda şöyle bi' durum vuku buldu: Temel Sanat Eğitimi projesini yapmak istemedi hiç canım. Sonucunda da elbet bir gün yapacağımı bilerek yapmayı erteledim. Tam bir hafta bu mevzuya canım sıkıldı. Henüz yapmaya bile başlamadığım ara ara aklıma geldi, içim fena oldu. Derken baskıya dayanamayıp yaptım projeyi ama bu defa da okula gidesim gelmedi. Totalde bir buçuk hafta sonra kafamda 35 milyon tane yalandan bahaneyle teslim etmeye gittim. Ama hoca sorgusuz sualsiz aldı ödevi. Sonrası derin bir OH!
Şimdi asıl önemli kısma geliyoruz. Aynı dersin bir diğer projesini daha yapmadım ve yine aynı sıkıntılı sürece girdim. Bu durumda iki ihtimal söz konusu:
1. Hoca ilkinde olduğu gibi zerre umursamaz ve alır.
2. İlk projede bir şey dememesine rağmen yüzümü aklındaki kara listeye kazıyan hoca ağzıma sıçar, akabinde beni sınıfta bırakır. Seneye de yüzüm gülmez. Hatta dersi 6. alışımda falan anca geçebilirim. HAYATIM KARARIR.
Bence ikincisi. Meraba karamsarlığım meraba!
Dec 17, 2012
Bugün de yazdığım posta başlık bulamadım çok şükür.
Bazı şarkı ve grupları kimseyle paylaşmak istemeyecek kadar çok sevdiğim bir dönemim olmuştu benim. Bilmiyorum size de oluyor mu ara sıra ama şu an yine o tarz bir dönemdeyim sanırım. Hayır bir de katlanarak artmış ortalarda yokken. Resmen şarkıları nikahıma almak istiyorum. Hatta hayır nikah olmaz, tapulamam lazım. Benim olmaları lazım. İKİNDİ NAMAZINI TAKRİBEN KILINACAK NEŞE'YE AKIL FİKİR NAMAZINA HEPİNİZ DAVETLİSİNİZ.
Bir de, bir iki ay önce The Worst of Laneth diye bi' fanzin derlemesi almıştım. Türkiye'de eş zamanlı yayınlanmaya başlamış ilk iki fanzinden biriymiş kendisi, müzik -daha doğrusu metal müzik- üzerine. Ağırlıklı olarak heavy, black, speed, power ve death metale -ve daha çok Türk gruplarına- yer vermişler. "-Miş" diyorum çünkü fanzin neredeyse benimle yaşıt. Yine de benim de bu müzik türlerini bıkana kadar dinlediğim bir ilk gençlik dönemim olmuştu. Peki madem bıktım, neden gittim aldım? ÇÜNKÜ BİR ADET NOSTALJİ MANYAĞIYIM. Kitabı karıştırırken "Selamunhello" görünce nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Bi' dönemin jargonunda önemli bi' yer tutuyordu zira selamunhello. Sonra herıld yani ve daha niceleri... O zamanlar "Metal asla ölmez." diye naralar atanlar şimdi kimbilir hangi çorbacıda işkembe içiyorlar...
Neyse işte. Bu kitabı aldığımdan beri de gece gündüz metal dinleyip kafayı kırdığım döneme büyük bi' özlem duymaya başladım. Hatta gördüğüm her deri bilekliği alır, kurukafa görünce sırıtır hale geldim. Halim hal değil ya hadi hayırlısı.
Şimdi paylaşmak istemediğim grupların başını çekenlerden birinin şarkılarını paylaşarak tabularımı yıkmaya ve normale en yakın kafama geçiş yapmaya çalışacağım bir deney gerçekleştireceğim. Şarkıları dinleyerek deneyime katılabilirsiniz -gerçi dinlemeseniz bile ben illa birilerinin dinlediğini düşüneceğimden deneyin başarısız olma ihtimali sıfır, böyle de zeki bi' insanım- Katılacak arkadaşlara şimdiden teşekkürler, keyifli(!) dinlemeler.
David Bowie'nin Ziggy Stardust'ına Bauhaus dokunuşu -orijinalinden güzel olan coverlar top10 no#1-
Dec 11, 2012
Dec 10, 2012
Biri benim yerime paftaları, maketleri hazırlasın hocaya götürsün diye gece gündüz duygu sömürüsü yapabilirim AMA ÖYLE Bİ' KERİZ DOESN'T EXIST.
Issız bi' adaya düşsem yanıma almak isteyeceğim üç şey konusu on sekiz buçuk yılın ardından geçtiğimiz ay netlik kazandı:
- şarjı asla bitmeyecek, mükemmel kullaklığa sahip bi' mp3 player.
- mp3'e atılmış bir adet the sky's gone out albümü.
- peter murphy.
Meraklılarına biraz da tiyatro:
http://www.tiyatrogercek.com/haber.asp?durum=detay&hb=65
Şu oyuna -muhtemelen- yalnız gidecek oluşumdan daha üzücü olan ise saatin neredeyse sabahın beşi oluşu. En süper üzücü kısmı da, salı gününe bitmiş olması gereken projeye başlamak için bu saatte hâlâ kendimi ikna etmeye çalışıyor oluşum. Kahrolma nedenimiz: 4 saat sonra dersim var.
N'olur öleyim artık ya.
Dec 4, 2012
Müzik zevkim beni üzme eğilimi gösteriyorsa n'apalım yani şimdi şarkılar güzel. Ayrıca, yazısından uzun başlık diyor susuyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=tCrHyhIqD7U
Beni ölümüne yasa boğan şarkılar hep en sevdiklerim olacak galiba.
Beni ölümüne yasa boğan şarkılar hep en sevdiklerim olacak galiba.
Dec 2, 2012
Nov 30, 2012
2012'de insan olmak.
Dün kişisel anlamda, hayatımın dönüm noktası olacağını düşündüğüm günlerden birini yaşadım. Bir şeyleri yapmak için her zaman sevmek ve çok eğlenmek gerekmiyor. Çocukluk yapmayı bi' kenara bırakıp bunu sonunda idrak edebildim. Nefret de etsem, yapmam gerekiyorsa elimden geleni yapmalıyım.
Ve insanlar... Çoğu zaman, senin düşündüğün gibi değiller. Bu yüzden bazı şeyleri çok iyi değerlendirmeden geçirmeden kabullenmemek gerek. Böylece en çok "ben hep yanındayım" imajı çizenler, ilk fırsatta kıçına tekmeyi attığında hazırlıklı olmuş olursun en azından.
Bir de,
EVRENDEKİ EN İYİ VE EN İLGİLİ DANIŞMANINA DENK GELDİĞİM İÇİN DÜNYA ŞANSLISIYIM.
Nov 21, 2012
moralim bozuk
Spam yorumları sileceğim derken son yapılan 40-50 yorumu sildim yanlışlıkla.:'(((((((((((( NEFRETİMSİN ANONYMOUS VE SPAM YORUMLARI!
Nov 13, 2012
Büyüyünce okuyacağım bunları, ondan yazdım hep.
Size de çok güzel şarkıların çok güzel klipleri olması gerekliymiş gibi gelmiyor mu bazen? Ne bileyim, mesela şu şarkının nasıl çok güzel bi' klibi olmaz anlamıyorum. Hatta BU ŞARKININ NASIL KLİBİ OLMAZ? Neden bazı şarkıların klipleri var da bazılarının yok? Klipleri olmayanlar, olanlardan daha mı az güzel? Ne yani? Evet, şu an o kadar işim gücüm yok ki yatana kadar belirli periyotlarla bu olaya sinir olmayı planlıyorum.
Ve ayrıca, yine yazacak bir şey bulamamama rağmen yazma isteğiyle dolduğum anlardan birindeyiz. Yazma isteğimle yazabileceğim şeyler hiçbir zaman aynı anda varolamıyor nedense. İlkokulda tuttuğum günlüklerde bile bu böyleymiş. O zamanlar "Gelecekte bunları okuyacağım, o yüzden yazmalıyım." şeklinde bir de bahane bulmuş, bol bol saçmalamışım. Az çakal değilmişim.
Bu arada, tam şu an yazının başlığını attım da aklıma bir şey geldi... Şimdi bu "büyüme" eylemi hayatın her anında -kâh fiziken kâh ruhen- devam ediyor ya hani, sizi de korkutuyor mu benim kadar? Yani büyüme eyleminin yaşlanmaya evrildiği kısım daha korkutucu pek tabii de ne bileyim bazen üzülüyorum ya. Bi' gün gelecek ve ben olmayacağım. Bildiğin üzücü. OF NEYSE. Duygusal -ve çok güzel- şarkıların, hayatım -bilhassa ruh halim- üzerindeki etkilerine sitem ederek kapanışı yapıyorum.
Nov 8, 2012
N'apıyonuz?
Şimdi size yegane dünya görüşümü açıklayacağım: Şarkı dediğin şeyi, eşlik etmeden de dinlersin. Ama eşlik ederek bi' başka dinlersin. Ve benim bu zevkim -hatta tutkum diyelim, evet- TAMAMEN elimden alındı. Durumun vahametini hissedebiliyor musunuz?
Böyle ses geçirmeyen bi' hava kapsülü olsa. Oda arkadaşlarım ders çalışıyorken canım şarkı söylemek istediğinde kafama geçirebilsem. Hatta içinde uçuşan su molekülleri de olsa -susadığımda gidip içmeye çok üşeniyorum çünkü, susuzluktan ölebilirim bi' gün-, böyle kurbağaların sinekleri yakalayıp yutması gibi su molekülü peşinde koşsam ama o mutfağa gitmek zorunda kalmasam...
NEDEN ÇOK ŞEY İSTİYORUM BEN HEP?
Bugün de sevgilisinden yeni ayrılmış bi' arkadaşımın mutlu mesut bi' çift görüp iç çekmesi üzerine böyle çiftleri görmeyi engelleyen gözlük olsun istedim. Hatta böyle bi' icada benim adımın verilmesini, adımın sonsuza kadar yaşatılmasını da istedim. Çünkü adımın sonsuza kadar yaşaması gibi gerizekalıca bi' hayalim var kendimi bildim bileli. Hayır, adım yaşasa n'olucak ben öldükten sonra. Onu da bilmiyorum ama istemekten de vazgeçemiyorum. Öyle de saçma işler.
Neyse, canımın sıkkın olduğu yeterince anlaşıldı sanıyorum. Bir an önce yalnız yaşamaya başlamam lazım. Çünkü habitatım, içinde insan olmayan dört duvarlar. Varsa bi' de kapınızı alırız.
Mozart'ın Requiem'i ve koca bi' can sıkıntısı eşliğinde yazdığım bu yazıya yaraşır son cümle geliyor:
Sağlıcakla kalın..............
Ya da bi' saniye. Bi' şey daha anlatıcam. Bugün bi' arkadaşım tramvayda adamın birine "Pardon, geçebilir miyim?" dedi ve "Tabii ki, buyrun." gibi bi' cevap beklerken "HAYIR!!!" yanıtını aldı. Sebepsizce. Buna neden kahkahalarla gülesim geliyor benim? Ruh halim o kadar mı bok gibi?
Ayrıca okulda bi' kız bu soğukta atletle geziyordu günlerdir. Bugün kışı getirmiş ve kısa kollu t-shirt giymiş. Biz de salak gibi(!) montlarda atkılarda teselli arıyoruz işte.
Bi' de bi' de dün Cloud Atlas'a gittim. Beğendim aslında ama tam beğendim gibi de değil, böyle bi' garip beğendim. Bu filmle ilgili bi' yazı yazmak istiyorum ama "Yazacağım." dersem biliyorum ki yazmayacağım.
Bi' de bi' de dün Cloud Atlas'a gittim. Beğendim aslında ama tam beğendim gibi de değil, böyle bi' garip beğendim. Bu filmle ilgili bi' yazı yazmak istiyorum ama "Yazacağım." dersem biliyorum ki yazmayacağım.
Tamam, şimdi sağlıcakla kalabiliriz.
Subscribe to:
Posts (Atom)

