Dec 13, 2019

bu gece affedebilmeyi öğrendim.

eskiden sorsanız, bizi büyüten her şeyin bir süreç içerisinde geliştiğini ve gerçekten uzun zamanlar aldığını söylerdim size. 
sanırım artık bu şekilde düşünmüyorum.
nasıl ki ilk nefes alışımız bir anda geliştiyse, aynı bu şekilde büyümeye devam ediyoruz bence. nefes almamıza imkân tanıyacak olan akciğerlerimizin, anne karnında oluşması ve gelişmesi tabii ki bir süreç örneğin. ama ben ciğerlerimize çektiğimiz ilk hava moleküllerinden bahsediyorum; hayatlarımızda bir şeylerin değişmesini sağlayan şeyler işte asıl onlar. içine çektiğin o ilk oksijen atomu sana diyor ki: "bundan sonra hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak!" 
...sonrası biraz gözyaşı:):

her şey bir anlığına gelişiyor. sanki içinde bir yerlerde, büyük resme bir türlü uyduramadığın için boşta kalmış o puzzle parçası nasıl oluyorsa kendiliğinden yerine oturuyor. kırılmış ya da varoluşundan beri kırık olduğuna inandığın o parçan, nasıl oluyorsa tamir oluyor. bilmiyorum. ama kesinlikle bunu bir kez yaşadığında, hemen ertesinde başka biri oluyorsun. devasa bir başkalaşımdan söz etmiyorum, hâlâ aynı akciğerlere sahipsin ama artık sıfır km'de değiller, ilk kez onları kullanmaya başlamışsın gibi bir değişim yaşanıyor işte. ve artık asla hiç kullanılmamış olmayacaklar. eskiden olsa, bu şekilde düşünmek bana fazlasıyla depresif hissettirirdi. şu an ise, tam tanımlayamadığım ama saçma bir şekilde negatif hiçbir duyguyu barındırmadığına da emin olduğum bir şey hissettiriyor. biraz şey gibi bir his: yol katetmek...

bahsini ettiğim konunun, "zaman iyileştirir" mevzusu ile hiçbir ilgisi yok bu arada. zaman bence unutturarak iyileşiyor. bahsettiğim anları yaşamak içinse ilk yapman gereken şey hatırlamak.

anne babam tarafından seviliyor olmak, bugün ilk kez canımı yakmıyor.
ben artık büyüyüm.

Dec 11, 2019

ay'a gece filtresi gelmiş

yaşadığım sürece kendim olmaktan asla pişman olmayacağım. üzerimde garip bir huzurluluk hali var.

dipnot birleşik mi yazılıyordu

bu gece ay, daha önce hiç olmadığı kadar yakın görünüyor. ve biz çok fazla şeyi unutuyoruz. hafızalarımız, telefonumun bozuk sd kartından bile kötü işliyor bazen.

hiçbir şey skimde değil.

dipnot: mert'e 'aya baksana çok yakın görünüyor' dedim, 'buradan hiç yakın görünmüyor' diye cevapladı. ben yakın görüyorum. herkesin gerçekliği kendine kadar, işte böyle.

Dec 8, 2019

(no title)

sadece bana ait olması gereken 'şey'leri, bana yakın olmak isteyen herkese dağıtıyorum ve bu bir süre sonra iç dünyamda sıkıntı verici bir hâl almaya başlıyor. bu blog örneğin. ara sıra buraya yazdığımı bilen herkesin ben ölmüşüm gibi davranması işime gelirdi sanırım. bir ölüden kalan eşyalara saygı duymak ve karıştırmamak gibi bir nevi. bunları yazarken aklıma onca ünlü yazarın, ölümlerinden sonra yayımlanan özel mektuplarının gelmesi peki?

bir diğer konuysa, bana yakın olmak isteyen herkes olabilir. muhtemelen dışarıdan tam tersi gibi görünüyor ama işte, gerçek bu. bazen yanlış yapıyorum gibi geliyor. bana yakın olmak isteyen herkes, bunu sadece isteyerek başarıyor ve her şey bittiğinde birer hayal kırıklığına dönüşüp öylece gidiyorlar. yanlış olan yaklaşmalarına izin vermem mi, yoksa hayal kırıklığına uğramamak için yeterince sabırlı olamamam mı tam kestiremiyorum.

doğum günüm yaklaşıyor. bense 3 yıl önceki aralık ayının özlemi ile yanıp tutuşuyorum.

Dec 4, 2019

neşe'yi merak mı öldürecek?

durkheim, intihar adlı eserini yazmasının üzerine hayatını kendi sonlandırsaydı bunu çok ironik bulacağım için araştırdım; birinci dünya savaşı sırasında birçok arkadaşı ve ailesinin büyük kısmını kaybettikten sonra felç geçirerek ölmüş. toprağın bol olsun durkheim, yazdıkların yüzyıl sonra bile beni heyecanlandırıyor.

plus, ludovico einaudi dinlemeye ara vermeliyim.

Dec 2, 2019

iyki doğdun barkın! seni hâlâ özlüyorum.

Nov 29, 2019

sonsuz varyasyonlar evreni

birçoklarınızın korkarak attığı adımlar bana küçük ve basit geliyor ama bu durumu değerli de buluyorum. sadece artık ilgimi çekmiyor.

Nov 13, 2019

sana büyü diyorlar neşe

iki kişinin birbirini sevmesinin ilişkileri sürdürmeye yetmiyor oluşu, beni artık eskisinden de çok üzüyor. işin matematiği hep çok kolay görünüyor oysa. içine girince öyle olmuyor, ne yazık. kendimi unufak etmek adına atıyorum her adımımı sanki. doğru sandığım hiçbir karar beni daha mutlu etmiyor.

sabaha kadar sadece piyano çalmak istiyorum.
13 Kasım 2129 sabahına kadar.

ben artık büyüyüm.

Oct 24, 2019

heyecan verici biri olmak isteyenlerin öğrenmesi gereken ilk şey karşılarındaki insanın heyecanını öldürmemeyi öğrenmek.

Oct 8, 2019

tarihe not

bu defa gerçekten aşık oldum.

Oct 1, 2019

cem

epey gecikmiş birine yazıcam şimdi, birbirimize geç kalışlarımızla ironik bir paralellik içerisinde.

zaman gerçekten çok garip bir olgu. hep bir bildiği varmışçasına akıp gidiyor. (başına bi' şey geliyo, üzülüyosun. sonra biraz zaman geçiyor, diyosun iyi ki üzülmüşüm. eğer üzülmeseydim şu an mutluluk duyacağım bu olay başıma gelmeyecekti ya da gelseydi bile, bir önceki üzüntüyü yaşamamış olsam bu olayın mutluluğunu şu anki gibi yaşayamayacaktım) vice versa.

ama zamanla ilgili kendimce kurguladığım ve her defasında çalışan bu inanışımı uyarlayamadığım tek bir ilişki var hayatımda. tek bi' kişi. hayatımın neresinde girdi, neresinde çıktı, hangi kısmında vardı, tanımlar neydi, her şeyin ama her şeyin hep çok belirsiz ve karmaşık olduğu yıllar süren bi' ilişki. beni çok fazla meşgul eden, içsel dünyamda anlamak için çok enerji harcadığım, kaybetmemek için anlamsız bir şekilde ısrarcı olduğum bi' ilişki. asıl ironik olansa yıllar içerisinde ben kendi içimde bu ilişkiye mesai harcarken, kafa yorarken; gelinen son noktada hayatıma dokunamadığını düşünmüş olması. 

artık kendimi eskisi kadar suçlamıyorum. içimden ne geliyosa o oldum çünkü hep. çıkarsız, dümdüz. karşımdakinin hareketimden doğru anlamı çıkarıp çıkaramayacağı hiçbir zaman beni o eylemi gerçekleştirmekten alıkoymadı. hangi çocuk olsa böyle davranırdı zaten... ama kimseyi incitme niyetimin olmaması, kimseyi incitmemeye yetmiyormuş. ben üzülürken de biraz çocukça üzülüyorum galiba. n'apiyim, sen uykuya dalarken dinlemeyi en sevdiğim masalı lanetledin. seni de suçlamıyorum bunun için ama kimsenin suçunun olmaması da birilerinin cezalandırılmayacağı anlamına gelmiyor işte.



?neydi bir arada tutan şey ikimizi

Sep 14, 2019

didem madak

"bana büyü diyorlar
ben artık büyüyüm füsun"

karar verdim...


...bugün artık korkmuyorum. 

hayatım boyunca hep büyük korkular taşıdım. küçük bir çocukken günlüğümün ilk sayfalarında daha yazmaya başladığım büyük korkular... pek hatırlamıyorum ama, sanki dünyaya gözlerimi de korkarak açmış gibiydim. ihtimaller beni hep korkuttu. işler kötüye gidiyorken, daha kötü şeyler yaşamaktan; başıma iyi bir şey geldiğinde ise yarattığı mutluluğu uzun süre muhafaza edemeyeceğimi bilmekten korktum belki de. ama tüm bunlara karşılık hep bir savaşçı olarak gördüm kendimi. insanlar buna inanmamı istiyorlardı çünkü ve ben büyümemeye and içmiş bi' çocuk olarak, insanlara inandım. bilirsiniz, çocukları kandırmak kolaydır. büyük bir savaşçı olacağımı, her olumsuzluğun üzerinden tek başıma gelebileceğimi hayal ettim durdum. ama bu benim gerçekliğim olamadı. aksine hep vazgeçtim. hep vazgeçtim, çünkü eğer savaşçıysam uğruna savaşacak bir şeyler bulmam lazımdı. kendime, kendi başıma her şeyin üstesinden gelebileceğimi ispatlamak için sanki, başıma iş açtım durdum. 

ama işte bugün, korkmuyorum artık. 
ben bir savaşçı değilim ama savaşım yeni başlıyor. şimdiye kadar inanmayı atladığım tek insana, kendime, şerefe!

Aug 13, 2019

neden sevdiklerimizi üzmemeyi başaramıyoruz?

Jul 24, 2019

michelle gurevich

ben giderim her şeyi ardımda bırakıp
ama valizime tıkamıyorum yaşanmışlıkları
hepinizi burada bıraksam,
siz beni takip edersiniz zaten.
tamamen başka bir hayat yaşayan birinin
bestelediği o şarkının ezgisiyle
sizi yok sayamam
ama beni var eden de siz değilsiniz işte.

diyorum bazen,
eğilsem bükülsem,
tam orta yerimden.
bir hava yolu firmasının
ihmalkârlığı sonucu tekeri kırılmış valiz gibi,
ben miyim tüm herkesin yükünü taşıyan?

david lynch geçiyor penceremden
yansımasını görüyorum,
sadece,
ben binmiyorum araçlarınıza.

Jul 20, 2019

limit artı sonsuza gidiyorken neşe hep eksinin peşinde fonksiyonu

dünyanın ortasına oturdum.
dünya içime oturdu.
sakınmak, gizlemek neye yarıyor?
acı çektikçe, acı çekmekten korkmamaya başlamıyor insan.
acı, bizim bağışıklık kazanamadığımız tek şey.
çünkü bu işin sonsuz varyasyonu var.

Jul 19, 2019

ben şanslı biriyim.

herkesin gizem gibi bir arkadaşı olmalı. gizem gibi bi' arkadaşı olmayanlar ne yapıyorlar, merak ediyorum.

Jul 9, 2019

nezahat teyze ve kocası

yatağımda bacaklarımı uzatmış oturur vaziyette kitap okurken aklıma hep çocukluk zamanımdan kalma bir diyalog geliyor. öğrenme konusunda çok hevesli olduğum zamanlar. annemin bir arkadaşının eşi, ama yaşı biraz geçkin, dedem olacak yaştaydı muhtemelen. bir ziyaretimizde bana kitap nasıl bir pozisyonda okunmalı diye sormuştu. ne cevap verdiğimi hatırlamıyorum ama sonra yazmaya başlarken tarif ettiğim pozisyonun doğru olduğunu iddia etti. ben de "evet, tabii, biliyorum" diye cevapladım hemen. o zamanlar bilmek konusunda da pek hevesliydim. sonra bana bir ömer seyfettin kitabı hediye etmişti, çok eski bir kitap, dili de öyle. kitabı hiç bitiremedim ama bu adamı da hiç unutamadım. annemin arkadaşı ile boşandılar, bir daha görmedim, kitabı da iade edemedim.

(hayatımda yediğim ilk mantıyı da annemin arkadaşı olan bu kadın yapmıştı. lahana, ıspanak ve biber dışında yemek olmasına çok şaşırmıştım, bizim evde hep bunlar pişerdi.)

sardunya değil belki ama,
beni de ödünç alınan bir kitap büyüttü belki ha edip?

Jul 6, 2019

tarihe not

yanlış bilgi, aşk meşk boş işler.

Jul 3, 2019

tarihe not

çok fena aşık oldum