boktan günlerin boktan günleri takip etmesi çok sinir bozucu. sanki günler arasında yazılı olmayan bir anlaşma varmış da, tüm günler o anlaşmaya göre organize oluyormuş gibi. boktan günler derneği. bi' noktada çember kendi devinimini tamamladığında -ki bu circle kişiden kişiye değişiklik gösterebilir- her şey olağan seyrine erişiyor en nihayetinde ama insan bok çukurunda yüzüyoken farkına varamıyo işte ve öf bu cümle bile ne boktan oldu. bokluk her yerinize bulaşıyo işte. sonsuz bir can sıkıntısı deryası.
diş macununu ortasından sıkmak ya da laktozsuz süt ile hazırlattığım kahveme krema ekletmek istiyorum şu an, beni anca bunlar paklar.
Jun 26, 2019
Jun 18, 2019
Apr 15, 2019
joy wants eternity. laugh!
bach'ın c minor'ının bana hatırlattığı tek bir şey var, tek biri.
çok uzun zamandır hatırlamadığım. aklımdan bile geçmeyen.
çok uzun zamandır hatırlamadığımız, aklımızdan bile geçmeyen ne çok şey geliyor di' mi başımıza..........
sürekli ben ne kadar çok değiştim diyerek üzülüyorum. farklı bir mutsuzluk tanımı. mutsuzluğa odaklı olmak, self-yenilenme sürecini es geçiyor işte. öyle veya böyle. hepimiz bu kıyılarda dolaştık. ama yine de aynı kıyılarda, uzak ya da yakın kıyılarda, benzer ya da benzemeyen birçok şeyi yaşıyoruz. içimizde dışımızda. ne çok ikileme ve ne çok yaşanmışlık. biz nasıl bütün kaldık ya da nasıl bütün kaldık sanıyoruz oysa.
biraz da yer çekimine meydan okurmuşçasına gülümseyelim mi?
Aug 27, 2018
uzun uzun anlatamayacağıma karar verdim ama böyle.
az önce the crown'da beklemediğim bir anda lacrimosa çalmaya başladı. uzun zamandır görmediğim eski bir tanıdıkla karşılaşmışım gibi hissettirdi -her ne kadar uzun zamandır görmediğim tanıdıklarla karşılaşmak bana artık pek bir şey hissettirmiyor olsa da, böyle bir his tanımlı bence Türkçe'de-.
hazır buraya yeniden yazmaya heveslenmişken zbigniew preisner lacrimosa'sını açayım dedim, onunla da uzun zamandır karşılaşmamıştık. ben kafamı toplayıp yazmaya başlayana kadar spring waltz çalmaya başladı autoplay ile. bu parça bana hep "çocuğumu kestim ama yarına yine de ümitle bakıyorum" müziğiymiş gibi geliyor. çünkü içerisinde belki onlarca ailenin seneler içerisinde yaşayabileceği hüzünler toplamını barındırıyormuş gibi bir hissiyatı var. aynı zamanda da ne zaman dinlemeye başlasam geleceğe dair umutla doluyorum. kulağıma eğilip "yarınlar güzel olacak" diye fısıldıyor sanki.
işte ben de tam olarak böyle bir anındayım hayatımın.
Jul 22, 2018
ouokl
Teknolojinin, hayatlarımızın henüz daha bu kadar büyük bir parçası haline gelmediği vakitlerde internette gezinirken bulduğum ve ilgimi çeken fakat incelemeye vaktimin olmadığı hemen her şeyi yer imlerime eklemek gibi bir alışkanlık edinmiştim. Sanıyorum o zamanlar öğrenmeye -daha doğrusu yersiz yönsüz, her şeyi öğrenmeye- daha çok açtım. Bu alışkanlığımı bir süre devam ettirdikten sonra yer imlerimin sonsuza uzadığını ve her birini tek tek incelemenin imkansızlaşmaya başladığını fark edip ancak ve ancak asla kaybetmek istemediğim linkleri yer imlerime eklemeye başlamış ve bir gün yer imleri klasörümü temizleyeceğime dair söz vermiştim kendime.
Gün bugünmüş.
Temizlik yapmak için değil ama bir sebeple yer imlerim klasörüne dalmış bulundum ve bir anlığına kendimle yüzleşmek gibiydi. Yıllar geçtikçe, yol aldıkça, kazandıkça ve kaybettikçe insan unutuyor. Değişmek kötü bir şey değil ama ne bileyim, eskisi gibi olmamak fikri de biraz hüzünlü sanki.
Jan 18, 2018
feeling free
HAHAHAHAHAHAHHAHAH bu yükseliş mani anı falan değilse, gerçekten çok güzel. erken sevinmek istemiyorum ama galiba bitti. OH!
Jan 14, 2018
annem, her onu aradığımda "aradığın için teşekkür ederim." diyerek telefonu kapatıyor. onu ne kadar yalnız bıraktığımın her bir telefon görüşmesinde suratıma inen tokadı bu.
bazen kendimi çok suçlamayayım diyorum, her ilişkinin iki yüzü vardır. ama bazen de bundan kaçış fırsatım olmuyor işte. kendimi bildim bileli kalbim acıyor. ve artık buna katlanamıyorum. küçük bir çocukken içimize çöreklenen ne kadar şey varsa hayat boyu orada öyle kalacak.
gerçeklik algımı yitireceğim diye haddinden fazla endişe duymaya başladım. uyuyamıyorum. uyanamıyorum. müzik dışında hiçbir şey yapamıyorum.
dün gece saat 5 buçukta kabus görüp uyandım. rüyamda gizem başına çok kötü bir şey gelmişçesine ağlıyordu, dayanamadım. ama çok yorgun olduğum için tam olarak uyanamadım da. geri uyumaktan da çok korktum. ses olsun diye youtube'dan aptal bir video ve odanın ışığını açınca bir nebze rahatlayıp uyuyabildim ancak. böyle anlarda asla kendimde olmuyorum. en azından daha güzel deliririm diye ummuştum.
bir gece uykuya dalışımın üzerinden daha 2 dakika geçmişken korkarak uyandım. kendi adımın "berrak" olduğuna ikna olmuştum ve tüm arkadaşlarımın adını unutmaktan çok korkuyordum. bir süre, yatakta oturup tüm arkadaşlarımın adını tek tek saydım.
gerçeği ayırt edemeyeceğim ve nihayetinde delireceğim diye ödüm kopuyor. iyi değilim.
Jan 6, 2018
bundan ne anlarsınız bilmem ama ben çok.
birine yapabileceğin en büyük kötülük. içindeki heyecanın her zerresine uzanıp çekip almak. tırnaklarınla kazıdın. 'herkes öldürür sevdiğini' klişesini ancak 24 yaşımda anlayabiliyorum. 24 bin defa okumuşumdur oysa aynı pasajı. zararlı, hastalıklı. insanoğlu, zihinler, kalpler. yasaklanmalı. ya da sınırlandırılmalı. gerçekçi değil ama. bu sebeple, gerçek de değil.
birini severken biraz düşünün.
biraz uzaktan sevin.
karşınızdaki kişinin tutkularını derinden sarsmayın, elinden almayın.
ya da belki bunun yolu budur, bilemem. öyleyse ben oyundan çıkıyorum. bir daha kimse müziğimi elimden alamayacak. bir daha kimse var olmamı engelleyemeyecek. kesin engeller ama hahah. izin veririm. kendine kızış değil, akıllanmayış. ama kesinlikle neyi istediğini bilmek. hepsini tek cümle içerisinde kullanabildiğim zaman ancak, ancak o zaman... daha zamanı var. kazanıyorum ama kaybederek. ve dünyanın en anlamlı zaferi bu. sadece benim zihnimde tabii.
ışık yandı, -salonu terk etme vakti.
Dec 28, 2017
deriveler ve deriveler...
Bu gece eve yürürken çok çişim olmasına rağmen durup bir müddet Ay'ı izledim. Bulutların arkasındayken dolunaya benziyordu ama değilmiş. Sonra sokaktaki tek vitrini ilk defa farkettim. Halbuki gecenin 2'sinde bile aşırı ışıklandırılmış. İçeride hep Dolce Gabbana'lar, Gucci'ler, Armani'ler var ama üzerlerinde uyduruk "prince", "royal", "king" yazan patchler dikili, hmm.
Burayı sevdiğime tekrar karar verdim.
Dec 9, 2017
Dec 7, 2017
Nov 1, 2017
ölmemek için yapmanız gerekenler #vol1.
Tümdengelim bir yalnızlıktansa tümevarım bir yalnızlık en azından. İçimden dışarı taşıyor ve çemberi genişletiyorum. İlk defa gerçekten nefes alıyorum.
Sep 25, 2017
bu yazıda seninle ilgili hiçbir şey yok ama bu da zaten sadece bir başlık.
Geçen gün telefonda Talip'in dediği gibi belki de. Öylesini denemediğimden değil ama deliliğimi daha içten kabullenmeliyim sanırım. Önceki yüzeysel kabullenişlerim ama asla arkasında duramayışlarımdan değil bu defa.
2500 yıl sonra hayatlarımızın devasa databaselerde birer özet olacak olmaları bizim hazin sonumuz.
2500 yıl sonra hayatlarımızın devasa databaselerde birer özet olacak olmaları bizim hazin sonumuz.
Aug 2, 2017
Jun 7, 2017
barkın
Seninle konuşamadığım için seneler boyu her gece gökyüzüne bakarak kendi kendime konuştuğumu hatırladığım bir gece oldu. ve son arzun olan, "beni özleme lütfen" sözlerinin aksine ne kadar çok özlediğimi...
May 23, 2017
Subscribe to:
Posts (Atom)
